Yıllar önce, TRT 3 'de o güne kadar duymadığım bir parça çaldı. Şimdi kime ait olduğunu hatırlayamadığım büyüleyici bir ses Phantom of the opera'dan bir bölüm söylüyordu. ( Operadaki Hayalet) Spiker parçanın adını söylediğinde, 1975-76 lı yıllarda TRT'nin televizyonunda geç saatlerde yayınlanan 4 bölümlük bir dizi olduğunu hatırladım. Ve o gün, kadının hüzünlü aryasının içinde kaybolurken, bu oyunu merkezinde; Londra'da seyretmeyi tutkuyla istedim.
Şimdi, yıllar sonra, Londra köprüsünde çekilen bu fotoğrafa baktığımda; o gün tutkuyla istediğim şeyi, gerçekleştirmiş olmanın hazzını yaşıyorum.
Çok kısa zamanda, Bonusu benim için çok olan bir şehir oldu, Londra... O yüzden kayıp şehr-i İstanbul'umdan sonra beni en çok etkileyen bu şehirde uzun bir süre yaşamak isterdim. İlk kez yabancı bir şehirde kendimi yabancı hissetmediğim gibi, sanki yıllardır orada yaşamış gibiydim. Özellikle;Madam Butterfly ve Fame müzikali'ni Londra'da görmek benim için inanılmaz ayrıcalıktı.
Şimdi yaşadığım yere bakınca; bir uçtan bir uca veya nerden nereye
diyesim geliyor. Küçük bir kasaba burası... Herkes tanıdık ama Londra'dan daha yabancı ve uzak nedense. Kayboldum sanki...