16 Ağustos 2012 Perşembe

İÇİNDEN NEHİR GEÇEN ŞEHİRLER...

İçinden nehir geçen şehirleri hep sevdim. Floransa, Paris, Dalyan, Londra, Toledo...

Çok eski zamanlardan beri, bütün dinlerin barış içinde yaşadığı bir şehir Toledo...

Madrid'in içinde havuz büyüklüğünde bir göl mü desem, göl büyüklüğünde havuz mu :)) Göl havuz bahane, suya sırtını dönmüş benimin keyfi şahane :)) Bir de şu göle maya çalaydım.:)) 

LONDRA KÖPRÜSÜ'NDEN GEÇMEK...

Yıllar önce, TRT 3 'de o güne kadar duymadığım bir parça çaldı. Şimdi kime ait olduğunu hatırlayamadığım büyüleyici bir ses Phantom of the opera'dan bir bölüm söylüyordu.  ( Operadaki Hayalet) Spiker parçanın adını söylediğinde, 1975-76 lı yıllarda TRT'nin televizyonunda geç saatlerde yayınlanan 4 bölümlük bir dizi olduğunu hatırladım. Ve o gün, kadının hüzünlü aryasının içinde kaybolurken, bu oyunu merkezinde; Londra'da seyretmeyi tutkuyla istedim.

Şimdi, yıllar sonra, Londra köprüsünde çekilen bu fotoğrafa baktığımda; o gün tutkuyla istediğim şeyi, gerçekleştirmiş olmanın hazzını yaşıyorum.
Çok kısa zamanda, Bonusu benim için çok olan bir şehir oldu, Londra... O yüzden kayıp şehr-i İstanbul'umdan sonra beni en çok etkileyen bu şehirde uzun bir süre yaşamak isterdim. İlk kez yabancı bir şehirde kendimi yabancı hissetmediğim gibi, sanki yıllardır orada yaşamış gibiydim. Özellikle;Madam Butterfly ve Fame müzikali'ni Londra'da görmek benim için inanılmaz ayrıcalıktı.

Şimdi yaşadığım yere bakınca; bir uçtan bir uca veya nerden nereye
diyesim geliyor. Küçük bir kasaba burası... Herkes tanıdık ama Londra'dan daha yabancı ve uzak nedense. Kayboldum sanki...

MAŞUKİYE'DE BİR BARDAK ÇAY

SESSİZ SÖYLEŞİ...



SEVGİLİ AĞAÇ, HALA YAŞIYOR MUSUN?

Çamlıca'dan Altunizade kavşağına çıkan Millet Parkında dalsız bir ağaç dururdu. Kolları havada, isyan eden çıplak bir kadına benzerdi... Kesilmiş dallarının yerinden kanadığını hissederdim. Sessiz çığlıklarını duyardım. Ve oradan her geçişimde yüreğim ağzımda; Onun olduğu yere bakar, kesilmediğini görünce rahatlardım.
Otobüs beklerken sabahın erken saatlerinde, ona yaslanırdım...söyleşirdik, dertleşirdik sessizce...
Ne İstanbul'un Çamlıca tepesinden görünüşünü, ne boğazın
renkli ışıklarını, sadece seni özlüyorum.