13 Kasım 2012 Salı

FANUSUN İÇİNDE YAŞAMIYORUZ Kİ :((

HÜZÜN SEN NE ZAMAN GİDECEKSİN?
Keyiflerimi çağırıyorum
kovsunlar diye hüzünlerimi,
çaresiz kalıyorlar
dış dünyaya her bakışımda,
çay bardağı dudaklarımın arasında
baka kalıyorum,
beyaz camın içinden
yalvaran gözlerle bakan,



savaştan kaçarken
tel örgülere takılmış çocuğa,
62 gündür yemek yememiş birileri
belki dost, belki düşman
hiç önemli değil ki bu anımda,
ekmeğimi ağzıma götürürken
taşa dönüşmesini izliyorum boğazımda
Birileri hafiyeliğe soyunmuş
ama aradığı gerçeğin kendisi değil
insanlık suçuna delil istiyor sadece
ekrandaki sarışın haberci sırıtarak
çanak tutuyor
onun yalanına
Midem bulanıyor,
denize koşuyorum
arınmak için

hüznüm pelte pelte
dalgalara vuruyor
ben yabancılaşıyorum kendime
hayat beni karaya vuruyor
hüznüm koltuğumun altında
bir karpuz gibi
yürürken benimle,

insanlaşıyorum.
ama ayaklarım bir külçe gibi
taşımakta zorlanıyor bedenimi
oysa mutlu olmak ne kadar kolay
bedava aldığım keyiflerimle
ama yaşayabileceğim bir fanus
icat  edilmedi henüz
bir kürenin içinde
üstüne karlar yağan                

kız çocuğu olmak istiyorum...

SAĞIRLIK
Ne desem, ne söylesem
sabaha karşı
pencereyi açıp
avaz avaz nasıl haykırsam
Başkente doğru
Dokunma ağacıma,
dokunma sokak hayvanıma,
ölümüne sebep olma gencecik bedenlerin
desem,
duyar mı acep?
insanlara cenneti vaat edip,
dünyamızı çöle döndüren?

11 Kasım 2012 Pazar

KEYİFLERİMİ ÇAĞIRDIM...

Keyiflerimi çağırdım: " Haydi girin sıraya, seçim yapacağım" diye korkuttum biraz da...
Öyle kendi başlarına sıraya girmelerine izin vermedim. Gerçekçi olanlar bir tarafa, hayali olanlar diğer tarafa dizilsin bakiim... diye de sıkıca tembihledim.
İlk tablo şöyleydi: Uzanmışım, ayak ucumda bir kedi, yanımda bir diğeri, öbürü karşı sedirde horlamakta ve onun horultusu Bach'ın ölümsüz suitlerine karışmakta.
ikincisi, okurken içinde seyahat yapabildiğim "Şairin Romanı" benzeri kitaplara rastlamaktı.
Üçüncüsü, sohbetinden keyif aldığım bir dostla sohbetti...
Dördüncüsü, deniz kenarında yürümekti, yaz ise mutlaka yüzmek...
Beşincisi, Güzel bir film izlemekti,
altıncısı, yeni birşey öğrenmek veya keşfetmekti,
yedincisi, laz böreği ve zeytinyağlı dolma,
ve ille de akar suyun (dere, nehir) kıyısında demli bir çay,
yasemin çiçeğini, bir de kokulu pembe gülü koklamak doyasıya...
........

Veee hayallerim;
- Karavan kolonisinde yaşamak ve dünyayı dolaşmak,
dolaşırken bunun belgeselini yapmak...
- mor sümbülleri olan ve bahçesi hanımeli ve yasemin kokan kedilerin pencere önünde güneşlendiği beyaz badanalı küçük bir evde yaşlanmak...