Yağmurun sesine açtım gözlerimi
İlk damla toprağa düştüğünde
Uyanan toprak misali
Tatlı tatlı üşüdü bedenim
Gün doğmamıştı daha
Açtım tüm kapıları, pencereleri
Vuslatın kokusu dolsun diye içeri
İşte aşk buydu
Bendim aşk
Yağmurla akan her damlaydı aşk
Gençliğimde nekadar kör olduğumu
Aradığım aşkın
kalbime yakın
Ve
Hep yanıbaşımda olduğunu
Yaşlanınca anladım...
İnsan ne zaman susar?
İçimde milyonlarca harf dönüyor Nandidi
Tam coşacakken güzellik karşısında
Öksüzlüğü geliyor aklıma
Annelerinden ayrılmış tüm bebeklerin
Katır tırnağı tüm ihtişamı ile boyarken gözlerimi
Araya sıkışmış papatya
Narin gövdesiyle
Uzanıyor güneşe doğru
Sahi,
İnsan ne zaman susar Nandidi?
Sen ne zaman susmuştun mesela?
Yetim kaldığında mı
Yoksa kör olmasın diye kardeşinin
gözlerine düşmüş çiçeği
dilinle temizlerken mi?
Çok konuşurdun yaşlılığında
Benim gibi
Konuşurken susmuş muydun Nandidim?
Ruhum çekiliyor Nandidim
O çekildikçe
Soğuduğumu hissediyorum her şeyden
Yaşarken (!)
Yaşarken soğumak nedirNandidim?
Çirkin ördek hep öyle kaldı
Dönüşmedi kuğuya
Sonunda gidecektim illa ki
Kuğuya dönüşerek
Yıllar yıllar geçti
Keskin bıçaklardan kurtulsam da
Eski tüylerim dökülüp
Yenisi daha parlak çıkmadı
O yüzden yoluk yoluktur bedenim
İstesem de uçamam
Varsa genlerimde uçma dürtüsü
Unuttum çoktan kim olduğumu
Ben, kümesteki yabancı
Oysa aynıymışız,
İçindeymişiz, tutsakmışız
Birmişiz
Sen, içimdeki yabancı
Beni bana geri ver...








