19 Eylül 2018 Çarşamba

Aç kapıyı, geleyim...


Sonbahar akşamları hatırlatır size yazın bittiğini, rüzgar içinize işlemeye başlar. Kuşların veda vaktidir. Bir pencere açılır gökyüzünün görünmeyen kapısında, tüm sevdikleriniz gider, kendinizi öksüz ve unutulmuş hissedersiniz. Elinizde kalan hüzündür artık bütün zenginliğiniz. 
Daha dündü...dersiniz...buradaydı. ..



Vakti gelince, gökyüzünde dizilirler öyle. Onları bekleyen onca bilinmeze, insafsız avcılara rağmen zamanı gelmişse dönüşü yoktur bu yolculuğun. Geride kalanlar, uçamayacak kadar yaralı olanlardır. Tele takılmış serçe misali ümitsizce gökyüzüne bakarlar...

Keşke kalsaydık, diye düşünmez kuşlar. Onlar gidilmesi gerektiğini bilir. Bir insan bilmez, bilmek istemez eninde sonunda gideceğini...

Oysa, bunu kabullenmek özgürlüktür bir insan için... Zamanı geldiğinde gitmeyi bilmeyene kalmak cehennemdir...


VİCDAN NEDİR ?


"Vicdan içimizdeki Tanrıdır" demiş Victor Hugo. Oysa vicdan, susuzluktan ölseniz kapısını çalmayacağınız bir vicdansızın kapısını başka bir can için ısrarla çaldıran esaretinizdir. Eğer Vicdan içimizdeki Tanrı olsaydı, çaresizlikten öfkemize yenik düşmez, yardım için kapı kapı dolanmak zorunda kalmazdık. Vicdan, içimizdeki tanrı olsaydı, acıları dindirecek gücümüz olur, masallarımızın sonunda hep iyiler kazanırdı.

Ve eğer vicdan içimizdeki tanrı idiyse bile birçoğumuz için çoktan öldü. Çünkü artık karanlık yok, uyurken sessizlik yok, kendinizle, vicdan denilen tanrı ile sohbet etme şansınız yok. İbadet bile içsel değil artık, şov yaparken kim Tanrı ile konuşabilir ki? 

Dışımız aydınlandıkça içerimiz karanlıkta kalıyor. Ve bu durumdan çıkarsak eğer çok zorlu ve acılı olacak... 

KİM OLSAYDIM 1 ?




Bulutun altına salıncak kursam
Çocukluklari çalınmış tüm çocukları sallasam
Gölgem denize düşse
Bulutlar ile deniz arasında kaybolsam 
Çocukluğuma kavuşsam
Bütün çocukların yaralarını saran
Görünmez bir hemşire olsam...