22 Haziran 2013 Cumartesi

BAKTIĞIN YERDEYİM...

Yakalar mıyız birbirimizi...
Dostluklarımızı herzaman yakın tutmak zordur. Yakın ya da uzak olmanın ölçüsü mekanla değil, hissettiklerinizle ilgilidir.
Neredeyse olağan görüşmelerimizden ( bedava telefon günleri) birinde çok sevdiğim dostumun sesindeki soru işaretini hissederek, konuşturmaya çalıştım. Uzun sohbetimizin sonunda Kafasındakileri kelimelere dökmeye henüz hazır olmadığını anladım. "Geldiğinde konuşuruz" dediğimde " Konuşurmuyuz, bilmem" cevabını aldım...
Bu cümlenin, uzun süre yüzyüze görüşmeyince farkına varmadan oluşan uzaklık duygusu ile dile getirildiğini bilsem de; yıllar süren dostluğumuzun uzayın içindeki boşluğa düşmesinin anlık tutuş ve dokunuşlara bağlı olduğunu düşündüm. Saatlerce konuşsak da; zamanımızı geçirdiğimiz, işimiz, ailemiz, iş arkadaşlarımız kimliğimizi yeniden biçimlendirirken uzakta olanla geçmişte yaşanmış olanı muhafaza ettiğimizi düşünürüz. 
Sınanmış ve türlü badireleri atlatmış dostluklar, sıkıştığımız zaman başımızı yaslayacağımız ailemiz gibi, hatta kimi zaman onlardan da yakındırlar. Böyle dostlukların arasına mesafeler girse de kolay kolay bozulmaz. Ama her an ulaşabileceğimiz kadar yakınımızda değillerse, ihtiyacımız olduğunda yanı başımızda olamayacağı duygusu ile kendimizi koruma altına alma ihtiyacı hissederiz.
Yeni dostlar edinmeye çalışır, zamanımızda boşluk yaratmayacak uğraşılar buluruz. Uzakta olan ve ulaşılması güç olan dostların yerine yeni dostlar bulmak ve onlarla yeni anılar biriktirmek eskiyi yavaş yavaş uzaklaştırmaya başlar. 
Ulaşamıyorsanız Vefa içinizdeki bir özlemi anlatır size. 
Bazen unutur, bazen biriktirirsiniz. Bazen de unutan siz olursunuz... Size doğru sevgi ve özlemle yaklaşan yüzü nereden hatırladığınızı bulmaya çalışırsınız tüm mahcubiyetinizle... Bazen dostluğunuz bıraktığınız yeri terk eder. Hayat da böyle birşey zaten. 
Yine de tercih yapmak sizin elinizde;  
Eski dostluklar, planı, projesi tamamlanmış antik şehirler gibidir. İyi bakarsanız çağlar boyunca dimdik ayakta kalabilirler. 
Bu yüzden, bakılan yerde olmak,  bakmayı bilmek kadar önemlidir.
Bugünlerde kendisine sataşılan Ajda nasıl diyordu şarkısında:
" kimler geldi, kimler geçti hayatımdan...."
Bugün nerede ve nasıl olurlarsa olsunlar, herbiri hayatıma bir renk kattı. Kimi derin yaralar bıraktı, kimi gülümsetti... Ben onlarla "Ben" oldum. Öfkeyle geride bıraktımlara bile çok şey borçluyum. Beni olgunlaştırdılar... Hayata karşı daha dik, daha güçlü olmamı sağladılar.
Kalan dostlarımın değerini öğrettiler. 
Beklentisiz ama şefkatle hatırlamayı onlarla yaşadıklarımdan öğrendim. Bazen affetmenin 
unutmakla mümkün olduğunu. Kırılganlıklarımızla birbirimizi görebilmeyi... 
Livaneli'nin okuduğum son kitabı Kardeşimin hikayesindeki Mehmet gibi mantarlaşmadan
yaşama becerisine sahip olmayı.....
................. Mehmet gibi olmaktan çok korktum.