Bitti diyorlar sana
oysa sadece bir rakamdan ibaretsin
bizim yarattığımız zaman içinde
oburca bir yılımı daha yemektesin...
Uzun zamandır heyecanlandırmıyor beni, yeni yıl kutlamaları falan... Her akşam ki gibi bir akşam. Özel birşey yok. Özel birşey yapasım da yok. Ne garip yılların üzerinde sayılar artarken yaşamak için kalan zamanımız hızla azalıyor.
Zamanımın azaldığını bilmekten dolayı endişeli miyim?
Bilmiyorum... Bildiğim; kalan zamanımın, yapmak ve arkamda bırakmak istediğim şeyleri bitirmememe yetmeyeceği...Hayallerimin ve ideallerimin gerçekleştiğini görme umudumu çoktan kaybettim. Bütün çabam, günü kurtarmak. Hergün yeniden, yeniden yapılması gereken bir devinim bu. Oldukça yorucu ve iğneyle kuyu kazmak kadar sabır işi... Taşrada 3. yılım...
İkinci dünya savaşından bu yana kaç yıl geçti... Birey olarak insan olma yolculuğumuzu tamamlayamadık ve balık hafızalarımızla yaşanmış onca acıyı unutuyoruz. Bizi parmaklarında oynatan dünyanın aç gözlü efendilerinin istediği de bu. Eğer farklı olsaydı; Bugün orta öğrenimden başlayarak yetişen nesillerin Reich'in "Dinle Küçük Adam" eserinden haberi olurdu. O zaman, gücünün de farkında olur, büyük görünen küçük adamlara boyun eğmezdi...
Ah, küçük adam ah ! küçük "büyük adamları" sen yaratıyorsun!
"Buyurganlar, açıkgözler, kurnazlar, zehir saçanlar, çöplüklerde türeyen kurtlar, aç koca kurtlar, bir bilgenin bir zamanlar öngördüğü şu yazgıdan kurtulamayacaklardır:
Kutsal sözcüklerin tohumunu ektim
yeryüzüne.
Çok geçmeden kötülükler silinecek
Savaşçılar ölecek
Taşlar toprak olacak;
Çok geçmeden anlı şanlı krallar Kuru güz yaprakları gibi savrulacak: Her tufanda, binlerce Nuh gemisi şu
sözlerimi yankılatacak: Ekilen tohumlar Ürün verecek."
---
"Yaşam için tehlikeli olman nedeniyle, senin çevrende, sırtından bıçaklanmadan ve alnına kara çalınmadan hakikatisavunmak olanaksız olduğundan kendimi senden uzaklaştır-dım. Gene söylüyorum: senin geleceğinden değil, senin varlığından, içinde bulunduğun durumdan uzaklaştırdım kendimi. İnsanlığından değil, insanlıkdışılığından ve beş para etmez-liğinden kopardım kendimi.
Yalnızca yaşayan yaşam uğruna her türlü özveriye gene hazırım, ama artık senin için özveride bulunmayacağım,
Küçük Adam. Yirmi beş yıldır yapmakta olduğum dev yanlışı daha dün ortaya çıkardım: sen'in yaşamı temsil ettiğine, dürüst olduğuna, geleceğin ve umudun sen olduğuna inandığım için kendi yaşamımı sana ve senin yaşamına adamıştım. Benim gibi daha birçok dürüst, dolambaçsız ve içten-likli insan «yaşayan şey»i senin içinde bulmayı umdu. Hepsi de ortadan yitti. Bunu gördükten sonra senin dargörüşlülüğün ve küçüklüğün içinde yokolmamaya karar verdim. Yapılacak önemli işlerim var çünkü. «Yaşayan şey»i buldum ben, Küçük Adam. Şimdi artık, içimde duyduğum ve senin içinde aradığım «yaşayan şey»ie senin arandaki ayrımı çok iyi biliyor, bu ikisini birbirine karıştırmıyorum.
«Yaşayan şey»i, işlevlerini ve özelliklerini, senin yaşam biçiminden açıkça ve kesinlikle ayırırsam, yalnız ve yalnız o zaman, «yaşayan şey »in ve senin geleceğinin iyice ve derinlemesine incelenmesine önemli bir katkıda bulunabilirim. Seni yadsımaya yürek ister, biliyorum. Ama sana acımadığım için ve senin zavallı Führerlerin gibi küçük bir büyük adam olma isteği duymadığım içindir ki, geleceğe yönelik çalışmalarımı sürdürebilirim.
Kısa bir süredir, «yaşayan şey», kendisine uygulanan yanlış işlem karşısında, başkaldırmaya başladı. Bu, senin büyük geleceğinin yüce başlangıcı ve bütün küçük adamların tüm küçüklük ye yararsızlıklarının korkunç sonudur.
----------
DİNLE, KÜÇÜK ADAM!
Sana «Küçük Adam», «Sıradan İnsan» diyorlar; yeni bir çağ, «Sıradan İnsan Çağı» başladı diyorlar.
Kuşkulu ve kavrayışlı bakışlarında bu soruyu okuyorum. Saygısız ağzından bu sözcüklerin döküldüğünü duyuyorum, Küçük Adam. Kendine bakmaktan korkuyorsun, eleştiriden korkuyorsun Küçük Adam; sana vereceklerini vaat ettikleri yetkiden korktuğun gibi korkuyorsun. Bu yetkiyi nasıl kullanacağını bilemezsin. Başka bir biçimde yaşayabileceğini düşünmeye cesaret edemiyorsun: Koyun gibi güdülmek yerine özgür yaşamak, taktikler uygulamak yerine açık davranmak, bir hırsız gibi gecenin karanlığında sevmek yerine açık açık sevebilmek düşüncelerine yer vermiyorsun kafanda. Kendini küçümsüyorsun, Küçük Adam. «Ben kim oluyorum da kendi görüşüm olacakmış, kendi yaşamımı kendim saptayacak ve dünyanın benim olduğunu açıklayacakmışım,» diyorsun
ve günün birinde küçük adamın büyük adam olacağını umut eder.
Dürüst, aklı başında, çalışkan, verimli bir varlık — örneğin bir arı ya da karınca gibi— olduğunu biliyorum. yalnızca senin yaşamını zehir eden, onu yüzyıllardır yıkan ve yıkmakta olan Küçük Adamı günışığına çıkarmak istemiştim. Küçük ve beş para etmez olmadığın zamanlar BÜYÜKSÜN sen Küçük Adam. İşte bu büyüklük, senin umudundur, kurtuluşun yalnız ve yalnız bu büyüklüğünle gerçekleşecektir, Küçük Adam. Bir ticaret adamı olarak işini severek yaptığında, tahta oymaktan, binalar kurmaktan, boya yapmak, vitrin düzenlemek, tarlanı sürmekten hoşlandığında, bu işleri severek yaptığında, çok büyüksün; mavi gökyüzüne, bir ceylana, yeşil çimenleri örten kırağı taneciklerine sevgiyle, hoşnutlukla baktığında büyüksün; müzikten, danstan hoşlanırken, çocuklarının gelişmesini tatlı tatlı izler, kadınının ya da erkeğinin güzel bedeninden zevk alırken büyüksün...."
KİTABIN TANITIMI :
D&R
Freudun dostu ve yardımcısı Wilhelm Reichin olağanüstü manifestosu. Tüm insanlığa, hepimize, tüm "küçük adam"lara yöneltilmiş tehditkâr bir söylev. Ama bütünüyle bizim, insanın, halkın yanında. Dinle Küçük Adam, tarihsel sorumluluğuınun bilincinde Avrupalı bir aydının kaleminden çıkmış, küçük, parlak, ufuk açıcı bir uyarı. Çoktan klasikleşmiş bir vicdanî başkaldırı. Her okurun kitaplığında bulunması gerekiyor.
Açıkça görülüyor ki, insanın içindeki "yaşamgücü" zayıftır; tehlikelere karşı dayanıksız durumdadır. Vebalı bireye elini uzatsa, kolunu kaptıracak, varı-yoğu alınacak, sonra da kendisiyle alay edilecek ya da ihanete uğrayacaktır; güvendiği herkes onu aldatacaktır. Bu böyle gelmiştir; ancak böyle gitmemelidir. İnsanın içindeki yaşamgücünün korunma ve gelişmesi savaşımında, katılık gerektiği durumlarda katı olunmasının zamanı gelmiştir; insan, hakikatlere korkmadan tutunduğu sürece katı davranışlarla doğallığını yitirecek değildir.
-----------------------
E-KİTAP ARŞİVİ
Wilhelm Reich'ın, deyimlenmiş "küçük adam"a seslenişi, bilimsel değil, insanca bir belgedir. 1946 yazında, yayımlanma amacı olmadan Orgon Enstitüsü'nün arşivi için yazılmıştır. Uzun yaşam ve acı deneyimlerinden dammıtılan, kendi gerçek gereksinimlerinden bilincine varmaları ve artık zalimce kendi kendilerini mahvetmekten vazgeçmeleri için, insanlara yöneltilmiş sarsıcı bir çağrıdır.
------------------------------
"Dinle Küçük Adam, insana doğru yapılan yolculuğun kitabıdır. Wilhelm Reich, insan doğasının varoluşunu anlama/anlamlandırmaya kapı aralarken; yaşanılan ortamın biçimleyiciliği karşısında gözlenenlerin, deneyimlerin aktarımını önceler. Gösterirken düşündürür, olagelenlerin insan ruhunda açtığı yaraların neden/niçinlerine de baktırır.
Reichın düşüncelerinin çıkış noktasında ise şu yatmaktadır:
"Toplumsal ve kişisel ilişkilerde yaşam saf ve temizdir, sevimlidir, ama yine benzer nedenlerden dolayı mevcut koşullar içinde tehdit altında tutulmaktadır. Yine kendisi kadar sevimli, hizmetsever ve gönlü bol yoldaşının, yaşamın yasalarını gözlemlediği kanısından hareket etmektedir. Duygusal veba ortalığı kasıp kavurduğu sürece, ister sağlıklı bir çocuğun, ister ilkel bir insanın temelde doğal davranışı, ussal bir yaşam düzeni için verilen savaşımda en büyük tehdit diye ortaya çıkar. Çünkü vebaya yakalanmış birey, kendi soydaşlarında da kendi düşünme ve davranış biçimlerini görmek ister. Sevimli bir birey, herkesi de öyle sanır ve ona göre davranır."
İşte bu noktada başlıyor evrende dönenip duran "küçük adam"ın, yani "insan"ın serüveni. Kendi içkapılarımızı açıp önce kendimize, sonra da karşımızdakilere bakabilme yolculuğuna çıkaran Dinle Küçük Adamın çağrısı hem bugünün, hem de yarının insanınadır.
İnsanlığınıza bakabilmek, "ruhsal veba"dan kurtulabilmek için bir tür "deva" kitabıdır Dinle Küçük Adam."