18 Eylül 2016 Pazar

2016 Şiirleri

Yurtsuz
Ah benim göçmen ruhum
biliyorum hasta ediyor seni
tık sesini duyduktan sonra
hala orada olmak
gitmelere asik oldugun için
beceremedin katıksız kalmaları 
heyben sırtında
eğreti oturdun
kapı eşiklerinde
kacmaya hazır
oysa insan aidiyetinin huzurunu arar
Sen nereye aitsin 
bilemedin
huzursuz arayislarinla bugunleri bitirdin
umudun da yok yarindan
ve belki de bile bile 
prangalar yarattın kendine
ah ruhum !
ah zavallı ruhum 
kaçacak yer de kalmadı artık
ağla ve at heybeni artık
teslim ol güne
bugüne ve günün sana sunduklarına...
 18 Eylul 2016


Gürültü
İçim sustu desem değil
çok kalabalık gelmişler
geçmişten, en eski dinlerden
kalu beladan hatta
teker teker anlatın diyorum
anladigim dilden
konuşuyorlar ama duymuyorlar sesimi
anlamiyorsam dillerini
anlamiyorsa dilimi
kacmali
kuru gürültülü suskunluktan...

8 EYlül 2016

 ----------------------

Ağustos 2/2016
....
İyi değilim
nasıl iyi olabilirim
onu da bilmiyorum
uyumaya korkar oldum
Sanki
ben uyurken oluyor herşey
uzakta bir yerlerde
bir çocuk kapı arkasına saklanmış
korkuyla bekliyor katilini
bir köpek birazdan uyutulacak
ya da açlıkla saldırdığı bir sosisle
acı içinde kıvranarak ölecek
Bir kadın tecavüzcüsüyle boğuşacak
Ve ben huzurla uyuyacağım
öyle mi?
İşte böyle zamanların birindeyim
nefes alamıyorum kederimden
çaresizlik yüreğimi boğuyor
Ölüme koşsam
ne işe yarayacak
gönülsüzce üstlendiğim
görevlerim bitmedi hala
dayanamıyorum ama
bu kadar kötü oluşumuza
Tanrı ile kavga ediyorum:
'-Devir artık bu santraç tahtasını'
Bitsin bu kirli oyun
tekamül, değişim derken
nefesimi aldın benden.
----
Ağustos /1/ 2016
.....
Şaşırmıyorum
bukalemundan hızlı değişimine
unutmuşsun dünü
yarına dair öngörün bile yok
takılmış gidiyorsun
sel üstünde bir kütük gibi
beni de çekiyorsun içine
"ey halkım"
kendine ait olmayan
bana kendinden yakın
ve bir akrep gibi tehlikeli
varsa çobanı
nereye götürürse
oraya gidecek
katılmazsam beni de sürükleyecek
dipsiz bir uçuruma
katılsam sonum belli
Korkmayı unuttum çoktan
bu sel alıp götürecek herşeyi
herkes ölecek
bir bukalemunlar kalacak hayatta
mutasyon, lokasyon
falan derken
çok fazla geldi
bu ömre
bukalemundan hızlı değişen
"insan" halleri
şaşırmıyorum artık
çok zaman geçti
"çocuk gibi şaşarak yaşamak"
denen o vecd halini terk edişimden
Anlatacak hiçbirşey kalmadı
dinlemesini bilmeyen
bu kadim "zavallı" coğrafyada
Seyircisi ve destekçisi
açlardan oluşan tokların
Aç gözünü doyuramazsın
Serdim yüreğimi yerlere
kimse almasın,
görmek istemediğim
sele kapılıp giden
kütük sürüsüne inat
toprağa karışsın diye iyice.
----



 UMUDA AĞIT
İnce, ince yağarken izliyorum seni
İnce bir sızı gibi
bitmeyen, dinmeyen
bir ağrı gibi
kalkamıyorum yerimden
yavaşça ölürken
umutlarım
deli dolu sağnak olarak gelmelisin
alıp götürmelisin
can çekişen umutlarımı
bu bahar da geçti işte
hani nerde
ışığın çocukları?
nerede umut ?
Bir avuç İnsanın aç gözlülüğüne teslim olduk
Bir dolu kalabalıkla yetişemiyoruz
mezarlarımızı kazmaya
Avuçlarımız patlayıncaya kadar alkışlıyoruz
ağzımıza tüküreni
hastalık ağızlarımızdan
ruhlarımıza kadar yürümekte
öyle sessiz falan da değil
kolera salgını gibi
cümbür cemaat çılgınlık içinde
eğleniyormuş gibiyken millet
Bu gürültünün içinde
siren çığlığına dönüşen
ruh sesini kim duyar ki
ya duyan ne yapsın
sadece acı veren o sesle
kaçacak yer
gidecek has dost mu kaldı
şu kocaman evrende
kocaman odalı salonlarımıza
sığdıracak acıdan kaçan yüreklerimizi
yalnızız işte,
sapına, ipine
ölümüne kadar
yalnızız
severken de
ölürken de
yalnızız
yalnızız işte ! 
17 Mayıs 2016

...
Kedilerimi alıp
kaçmak istiyorum
kocaman bahçesi olan
minnacık eve
pancurunu mora
gövdesini beyaza boyarım
yeter ki, etrafından
geçmesin arabalar 
16 Mayıs
---
Hayır,
iğne batmadı,
düşmedim,
hasta falan da değilim
çok şükür
ama içim ağrıyor
anne... 
8 Mayıs
....
Beyaz yalanlar söyleyebilsem kendime
ara sıra da olsa
desem ki;
artık sadece sevgi ve şefkat olacak yeryüzünde
ve buna inansam
kedim sadece yaşlandığı için ölse
asker olmasa hiç kimse
kapılar kilitsiz
sofralar açık olsa
sokağa çıktığımda gülümseyen yüzler görsem
bir sokak köpeğinin peşine bu sefer ben takılsam
sevgiye tokluğundan bana doygun baksa
Çirkin bir kadın aşık bir adamın gözlerinde
güzelleşse
aşık olsam mesela yetmişimde
17 yaşının heyecanıyla
yeniden doğsam
her sabah başka bir masala uyansam
hüzünmüş, ayrılıkmış, şiddetmiş
hiç tanımasam
paralel, dikey, her ne ise
nasıl oluyorsa öyle
bir dünya kursam 
8 Mayıs


---------------

NOT :  fotoğraf aşagıdakı adersten alınmıstır.
https://www.google.com.tr/search?q=trekking&tbm=isch&imgil=xecN8h7QZwOwxM%253A%253B5tvqmh0DP50v3M%253Bhttps%25253A%25252F%25252Fwww.gadventures.com%25252Ftrips%25252Ftrekking-mont-blanc%25252F674%25252F&source=iu&pf=m&fir=xecN8h7QZwOwxM%253A%252C5tvqmh0DP50v3M%252C_&usg=__O_o0EDyNa4VmxHBqzg6wiKYGFEc%3D&biw=1366&bih=628&ved=0ahUKEwjUu9y1spnPAhVFBBoKHaB1CGYQyjcIMg&ei=fcjeV5SJB8WIaKDrobAG#imgrc=xecN8h7QZwOwxM%3A