26 Haziran 2022 Pazar

Ben Hazreti İnsan

 Kuma düşüyor gölgemiz/

O bir sokak köpeği / 

bense hazreti insan/

 beni bekliyor sabırla/ 

gölgesi bile kalmayan

 gezgin ve diğerleri gibi/

 Ben hazreti insan / Düşündüğümü düşündüğüm için

şeytandan bile üstün olan/ Ben hazreti insan/ 

Düşünerek (!) diğerlerini yok eden/ 

Ben hazreti insan/

 baştan ayağa kusur ve kibrimle / 

toprağa karışıp yok olacak olan... 27 haz.2022

21 Ocak 2022 Cuma

Mendraşenmendra'ya Yolculuk, İnsan'a yolculuktu...

Kitabıma gelen yorumlar karşısında ağlak bir insana dönüşüyorum.

Hissettiklerini yüksek sesle anlatamamın verdiği açlıkla içimdeki Nen'i özgür bırakabilirim artık... Sahi bırakabilir miyim? Dünya değişmedi ki, vahşi bir beşer ormanında insan ararken, onu incinmekten nasıl koruyabilirim ki...

Sevgili Zeynep, sizlerin sevgisi ile ayakta kaldım ben...

Zeynep Büküm yazmış

“Diğerleri”ni merhametle sakincik, ılıcık, meraklı, doğal bir ana rahmi dürüstlüğü ile bir yolda karşılaştırabilmek, bir de birlikte yol almalarına dil, zekâ, yürek olmak...

“Tevafuk” diyor buna yazarımız…yani karşılaşmaya.

“Aramak, vazgeçmemek bile varoluşumu anlamlı kılacak” diyor.

Öncesinde de “bulacağın şey kendi gerçeklik algın olacak” diyor.

Yine bir yerde ise “baktığımda gördüğüm sadece sen olsaydın daha kolay olurdu hayat. İçini gördüm senin, bütün günahlarını ve aşklarını”… diyor.

O hepimizin masalcı, battaniye sıcaklığında, özlediğimiz, genlerimize kodlu masalcı, münzevi ananesi ise “ yıldızlardan düşüverdin” bana diyor.

“Mendraşenmendra’ya Yolculuk”, yani “Uzaktan da Uzağa Yolculuk”, zekanın, yaratıcılığın merhametle mühürlendiği, tüm çocuk “diğerleri”nin ne kadar büyüse de izlemekten kendini alamayacağı bir roman.

İçinde hak anlamında ne ararsanız var. Hayvancıkların, madencilerin, köylülerin, işçilerin, ötekilerin, mültecilerin, dışlanmışların, sanatçıların, yetimlerin, yalnızların, lezbiyenlerin, kadınların, çocukların, birazcık da erkeklerin hakları…

İşin tuhafı, yazarımız ciddi bir hak savunucusu olduğundan, insan car car bir roman bekliyor.

Öyle değil.

Romanın tonu aşka geldiğinde bile incecik, 

İnsanca.

Emek verildiğinde içine girmenin dolduracağını söylüyor.

Bu emeği ise ayırmıyor, kategorilendirmiyor,

Aşkın illa kadın ve erken arasında olabileceğini kategorilendirmediği gibi.

“Diğerleri”ni anlatırken de bir olması gereken yaratmıyor örneğin.

Yolculuğa çıkmak diyor aslında.

Bu yolculuğa cesaret ettikten sonraki insancaların üzerinde duruyor.

Tabi onları senin benim gibi beyaz yaka, akıllı, belli bir konfor alanından, bir yerimin entelektüelliği ile okuyacak olanları da düşündüğünden, sağanak gibi bir yaratıcılık ve kurgu ile anlatıyor.

Çokça altını çizeceği cümlesi oluyor insanın romanda.

Ama bu da çok yeni değil yani, gençliğinde okuduğu kitabı çizme alışkanlığı edinmiş bir nesil için.

Yeni olan ise Lazca’nın harika isimlerini bir çırpıda beynimize kazıması.

“Anaaa bu bizden bahsediyor” derken kendini bu isimlerin izinde bambaşka bir âlem içinde bulabilmek.

Bir çocuğun ismine “Sebi (masum) maglivari (katil)” koymak,

Bir mültecinin adının “Komandera” olması… (bakınız kitap son sayfa)

Üstün yetenekli çocukların gizli gizli eğitildiği (Ölümsüzlük Konsey’ince) bir okulun gizeminden, birden “Mbuli (kiraz)” şenliğindeki mevsimlik işçilerin gece yattıkları odadaki içten muhabbetlerine savrulmak,

Annesi kendini doğururken ölmüş bir çocuğun, üstelik yakışıklı, güçlü bir genç erkek olmuşken, bir galeride gördüğü resme kendine bunu hatırlattığı için tutunduğunu ve resmi yapan kadına usul aşık olduğunu izlemek,

Timya’nın (erkek, ana karakter) çocukluktan erkekliğe geçişindeki samimi, aklı karışık, insanca geri çekilişlerine şahit olmak,

Ağaca asılan anne kedi ve Pagara’nın o küçükcük yaşta tüm duygularını tüketerek, dünyadan vazgeçmesine, yavruları almak koşulu ile ailesine dönmesine şahit olmak,

Hiçlik yolu, barış yolundan kimler geçecek?

Didinandidi (büyükannenin büyük annesi) gerçekten ölebilir mi?

“Kendi sesime uyandım” diye başlayıp, “neredesin?” ile biten bir kitap son bulabilir mi?

Teyzecim, bize bunu verdiğin için bile rahatça ölebilirsin.


Seni seviyorum.


https://www.sozcukitabevi.com/Kitap/nermin-alpay-mendrasenmendraya-yolculuk

14 Ağustos 2021 Cumartesi

Coronalı Yıllar da Böyle Geçiyor

 

Ayakta öleceğim/

Ardımda çözülmemiş mağduriyetler/
Ayakta öleceğim/
Gözlerim açık/
Diyecekler ki; bunun için mi heba etti hayatını?/
Susarak da insanmış gibi yapabilirdi/
Bense ağrılarımı bırakıp gülümseyeceğim/
Kimse için yapmadığımı
bir tek ben bileceğim/
Cennet pazarlığım da olmadı gönlümde/
Tek görevim vardı sadece;
O da İNSAN olmaktı,
kendimce.
11 Şubat 2021




Hızla giderken tren
Çektim imdat kolunu
Oysa,
Ne görülecek yerleri görmüş,
Ne bilinene ulaşmış,
Ne de aşkı bulmuştum
Hızla akıyordu zaman
Ve yaklaştıkça tren menzile
Görünmez oluyordu
'İşte, orada !' dediğim bile
Çektim imdat kolunu
Atladım aşağıya
Öyle hızlı atlamışım ki
Yuvarlanmaktayım hala
Yuvarlanırken ulu orta
Kartopu gibi
Dönüşmekteyim
saatli bombaya
İçimde susturamadığım bir isyan
" Çığa dönüşmek değildi hayalim"
Diyen
Çünkü;
Bir vazgeçişti benimkisi,
Bir içe dönüştü kendimce
Bir dursam,
Bir durabilsem yavaşça
Özümde kalsam
Huuu
Duyuyor musun
Şimdilerde hiç beni?
Duyuyor musunuz?

Haziran 2020




Anlat bana gün ışığı
Kaç deniz gördün
Benden önce
Mavisine dokunduğun yerden
Okşa saçlarımı
Selam söyle
Uçsuz bucaksız
Kırlarda açan lavantalara
Saksımda özenle baktığım
Lavantadan...

25 Mayıs 2020



24 Mayıs 2020 Pazar

Mayıs 2020'den

....
Yağmurun sesine açtım gözlerimi
İlk damla toprağa düştüğünde
Uyanan toprak misali
Tatlı tatlı üşüdü bedenim
Gün doğmamıştı daha
Açtım tüm kapıları, pencereleri
Vuslatın kokusu dolsun diye içeri
İşte aşk buydu
Bendim aşk 
Yağmurla akan her damlaydı aşk

Gençliğimde nekadar kör olduğumu
Aradığım aşkın
kalbime yakın
Ve
Hep yanıbaşımda olduğunu
Yaşlanınca anladım...
İnsan ne zaman susar?
İçimde milyonlarca harf dönüyor Nandidi
Tam coşacakken güzellik karşısında
Öksüzlüğü geliyor aklıma
Annelerinden ayrılmış tüm bebeklerin 
Katır tırnağı tüm ihtişamı ile boyarken gözlerimi 
Araya sıkışmış papatya 
Narin gövdesiyle 
Uzanıyor güneşe doğru
Sahi,
İnsan ne zaman susar Nandidi?
Sen ne zaman susmuştun mesela?
Yetim kaldığında mı
Yoksa kör olmasın diye kardeşinin
gözlerine düşmüş çiçeği
dilinle temizlerken mi?
Çok konuşurdun yaşlılığında
Benim gibi
Konuşurken susmuş muydun Nandidim?
Ruhum çekiliyor Nandidim
O çekildikçe 
Soğuduğumu hissediyorum her şeyden
Yaşarken (!) 
Yaşarken soğumak nedir 
Nandidim?

Çirkin  ördek hep öyle kaldı
Dönüşmedi kuğuya

Kümesteki yabancı bendim
Sonunda gidecektim illa ki
Kuğuya dönüşerek
Yıllar yıllar geçti
Keskin bıçaklardan kurtulsam da
Eski tüylerim dökülüp
Yenisi daha parlak çıkmadı
O yüzden yoluk yoluktur bedenim
İstesem de uçamam
Varsa genlerimde uçma dürtüsü
Unuttum çoktan kim olduğumu
Ben, kümesteki yabancı
Oysa aynıymışız,
İçindeymişiz, tutsakmışız
Birmişiz
Sen, içimdeki yabancı
Beni bana geri ver...

23 Mayıs 2020 Cumartesi

Covidli yaşam


Corona Günlüğü 5/23 nisan
Nasıl çıktığına dair rivayetler var ama ;
Hoşuma gidiyor
 Türümüze ders vermek için
Gelmiş olma ihtimalin
Biz birşeyler olma peşinde
Helak ederken hayatlarımızı
Kralı olmak istedik
Tüm alemin
"Baş ol da soğan başı ol "
Şiarıyla olduramadığımız
"Büyük" kimliksizligimize
Süslü yalancı apoletler yarattık
Daha ne kadar daha
dolanırsın Dünya'da
Bilmiyorum ama
Umudu var mı
İşbirliği yaptıklarının
bizden yana?
Beşerden insana
geçemedik ki hala
Şimdi sen ortalıkta dolaşırken
bile
Bir koltuk,
Bir baş olma haline
Kimliksiz varoluşlarına
Yalancı  bir kimlik karşılığında
İnsan olma ihtimalinden
vazgeçecekler var
Bense yoruldum
Bu kaç kovalama durumlarından
Elimle herşeye teslim olasım var...

Corona Günlüğü 2 -21/Nisan 2020
Ne kadar insan varsa sokakta
Inzivaya çekildiler
Heybelerinde okumaya zaman olmamış
Yarım kalmış kitaplar
Herşey durdu
Zaman hariç
O sürekli kendini hatırlatmakta
Tik tak tik tak
Bir, iki, ...beş, onbeş
Yavaşladı diyorlar herşey
Duran arabalara
Hangarlarda bekleyen
 uçaklara bakıp
Oysa kalbim deli gibi atıyor
Yavaşlıktan bi haber
Herşeyi yapmak isterken
Dağılan kafamı toparlayamıyorum
Ah kedicik
Sana nasıl imrendigimi bilsen
İçimde hala koşan ne varsa
Bırakıp dışarıda
Sessizce kıvrılıp yatayım yanına.
yoruldum büyük harfli kelimelerden
görünmez kalemle yazsana
unut bütün isimleri
rehberleri sil at
inceliktir özlediğim
zorla giyindiğim
kabalığıma inat
beni benden sorma
karıncadan sor
her sabah
pencereme gelen kumruya
veyahut
duyabiliyorsan hala sesini
gönlündeki kuytuna sor
bana sorma
cevabım yok ki sana
kayboldum o gün
kayboldum
büyük harflerle yazılmış
İddialar arasında
Oysa aşıktım
bir karıncaya
O yüzden
onun dilinden
yaz bana...

Corona Günlüğü 4
Issız sokaklarda dolaşabilirim
Ne de olsa yırtmışlığım var yaştan
Deniz iki adım ötemde
Kokusu geliyor burnuma
Sıkılmıyorum yalnızlıktan
Keyifle tadını çıkarabilirim
Ama heyhat,
Bu ne tezat !!!
İhtiyaçlarım için her çıkışımda
Nefes nefese dönüyorum eve
Yalnızlık değil, yalnızlık değil bu
Tarifsiz bir ıssızlık
Korku falan da değil
İnsan bilmediği şeylerden korkar
Oysa artık biliyoruz covidi
Ya öldürüyor ya öldürmüyor seni
Sinsice sokulup bedenine
Ortak ediyor cinayetine
Bu yüzden
İşte bu yüzden
Yalnızlıktan değil
Dipsiz bir Issızlıktan
Giderek batmaktayım derine.

 ..

CORONA GÜNLÜĞÜ
Uzadıkça bu hikaye
Bir liste hazırladım kendime
Öyle okunacak kitaplar
Seyirlik filmler listesi
Olmadı önceliğim
Notlar aldım kendimce
Ve dedim ki;
1- Gümüş, Karapistek
Ve geçimsiz arkadaşları
Alışıncaya kadar sensiz hayata
Mamaları ve sularını bırakmayı unutma
2-Hazır olsun yoğun bakıma giderken valizin
Artık orada ne işe yarayacaksa
3- Yarım kalan şeyler için üzülme
Ne yaparsan yap senin için virgül,
Kalanlar için noktadır hayatın
4-Hergün bir sondur;
Tabağındaki son çikolata gibi
Tadını çıkar
Acıtma...




Mektup

İçimdeki Küçük Tanrı'ya
Bu mektubu kasırgalara karşı savaşıp zaferler kazanacağını zanneden içimdeki tanrıya yazıyorum.
İçimdeki tanrıya?  Eğer içimdeki o aptal, kendini tanrı yerine koymasaydı, kasırgalara karşı yelken açmam için beni kışkırtmasaydı, yıllardır içimde ve dışımda huzur arayan beni ademi sürekli savaşa kim sokabilirdi?
Sana kızgınım içimde hiç büyümeyen tanrıcık ama ne kadar kızarsam kızayım seni seviyorum. Hayatımı zorlaştırsan da, aradığım huzuru elimden alsan da insan olmamı sana borçluyum.
Seni seviyorum küçük tanrım, seni affediyorum. Sadece biraz yavaslayarak varolan güzellikleri de sindirmeme izin vermeni istiyorum. Bunu yapabilir misin?
Benimle kaldığın, kendin hiç büyümek istemediğin halde beni büyüttüğün için sana çok teşekkür ederim.

Işık

Yılları yüzüme yazdım
Sözlerimse asılı kaldı havada
Son zamanlarda frenlesem de kalbimi
Asla vazgeçmedim
Tutkuyla bağlandıklarımdan
Denizi, ay ışığını sevdiğim kadar
Çok sevdim gözüme değen gözlerin ışığını.