13 Ocak 2014 Pazartesi

İNSANIN KURTULUŞ ARAYIŞLARI ÜZERİNE...

YOKLUK, AÇLIK, YOKSUNLUK, AHLAK...
BİREYSEL VE TOPLUMSAL KURTULUŞ ARAYIŞLARI...
PARA... DAHA ÇOK ZENGİNLİK, DAHA ÇOK EDİNİM İÇİN AHLAKSAL KOPUŞLAR...
UMUTSUZLUKLAR... SAVAŞLAR... İŞGALLER... HIRSIZLIKLAR ( Ekmek ve Elmas Çalma arasındaki skalada değişen) AÇGÖZLÜLÜK...
"Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler" diye açlara öğüt veren Fransız Kraliçesine isyan... isyan.. isyan..
PARİS KOMÜNÜ... (1871)
Daha sonraki devrimlere ilham veren, yoksulların 93 günlük iktidarı...
SOVYET DEVRİMİ... (1917)
İşçi sınıfının ( Proletaryanın) Çarı devirip, iktidara geçmesi... Komünist Partisi ( İktidarı işçi sınıfından devir alıp sınıfsız topluma götürmekle görevli olan parti) görevini yapmıyor, yapamıyor... Adı aynı kalsa da başka birşeye dönüşüyor orada... Ve Sovyetler çöküyor ( 1990 lı yıllara gelindiğinde iç çöküş duvarları yıkıyor)
KAPİTALİZMİN ZAFERİ... NEDEN? NEDEN? NEDEN?
BİREY OLMANIN ÖNEMİNİN ARTMASI VE KÜRESEL BİR DÜNYAYA DOĞRU GİDİŞ...
YENİ ARAYIŞLAR... FARKLI DUYARLILIKLARIN GELİŞMESİ... ( milyarder birinin çevre sorunları için rahat yaşamından vazgeçip, insanlığın geleceği için mücadele etmesi gibi )
Küreselleşen dünyada, yaygınlaşan haberleşme ağıyla hiçbirşey gizli kalamıyor. Demokrasi ve paylaşım anlayışları yeniden sorgulanıyor.

Tanrı'nın doğum günü ve PEYGAMBER ÇOCUKLAR gibi sıradışı bir kitapta bile devlet anlayışları sorgulanabiliyor. " Devlet olmak başka birşeydir küçüğüm. Devlet olmak, kavganın parçası olmak değildir. Devlet olmak, kavgayı yaratan nedenleri ortadan kaldıran olmaktır. Bireyin dünyasında devlet, Tanrıyı temsil eder.Devlet eliyle gelen eziyet, fertlerin üzerinde fizikselliğin ötesinde tarifsiz ruhsal tahribatlar yaratır.Devlet olmak bambaşka birşeydir. Devlet olmak, kendisine taş atan çocukları döverek değil, sarılarak durduranlardan olmaktır. Sen devletsin... Sen boksörün karşısındaki boksör değilsin sen ringlerin sahibisin sen kavgacıları döven değil, kavganın nedenlerini yok etmesi gerekensin.
Kitabın yazarı Burak Özdemir, İnsanı, insanlığı, empati yapabilen, sevgi ve merhamet duygusu gelişmiş indigo çocukların kurtaracağını söylüyor...
İnsanlığın kurtuluşu ister indigo denen gelecek nesiller tarafından, isterse başka aktivistler tarafından sağlansın, gerçek olan birşey var: İnsanlığın kurtarılması gerektiği...
Üstelik, bu kurtuluş mücadelesinin; güç savaşları üzerinden değil, sevgi üzerinden, bireysel egoların aşılarak yapılması gerekiyor... Yani bir aşkınlık hali ve tekamül şart. Yoksa devlet denilen mekanizma var oldukça, o devleti yöneten insanlar da olacak... İnsan gelişmeden ego temelli yapılanmasından kurtulmadan devlet denilen aygıtın baskı ve güç odağına dönüşmesi kaçınılmaz.
Sınıfsız ve devletsiz toplum içinse tüm insanların tekamül etmesi gerekiyor.
Marksist öğretiye Komünist topluma iki aşamada ulaşılabilir:
"Sınıfsız toplumun bu iki aşaması arasındaki farkı şöyle açıklayabiliriz. Sınıfsız toplumun ilk evresine, sosyalizme varıldığında insanoğlunun binlerce yıllık sınıflı toplum döneminin miras bırakmış olduğu tüm sorunlar henüz tamamen çözülmüş durumda olamaz. Bunlar arasında yalnızca en temel nitelikte olanları, yani sınıflar ve devlet ortadan kaldırılmış durumdadır. İnsanoğlunun genel gelişimi sınıfsız topluma varıldığında da devam edecektir. Temelde üretici güçlerin daha yüksek bir atılımı ve buna eşlik eden bir kültürel dönüşüm sayesinde sınıfsız toplumun daha yüksek aşaması olan komünizme ilerlenecektir. Bu aşamada üretici güçler o denli gelişmiş olacaktır ki, bunun doğuracağı muazzam bolluk sayesinde çalışma bir zorunluluk olmaktan çıkarak artık sadece bir zevk halini alacaktır. İnsanlar büyük oranda zamanlarını ve enerjilerini, kendilerini ve nesillerini özgürce geliştirmeye ve daha yüksek arayışlara adayacaklardır. İşte ancak bu aşamada, insanların toplumdan aldığının ona verdiğiyle orantılı olması ilkesi son bulacak, insanlar topluma verdiği emekten bağımsız olarak tüm ihtiyaçlarını ondan alabilecektir. Böylece, herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre hedefi yaşama geçirilmiş olacaktır. "

Tekamül etmiş insan : Ruhsal olarak olgunlaşmış insan olarak özetleyebiliriz. neden olgunlaşmış insan olarak ifade edilmediğine gelince; tekamül etmek de insanın yaradılış sürecine, dünya gezegeninde varolmaya başladığı ilk günden bugüne olan gelişimine ( başka deyişle genetik kodlarına) kadar derin bir anlam vardır.
Bunun bir başka anlamı da insan bireysel olgunluğa ulaşmadan, bu olgunluğa oluşan insanların birlikte yaratacağı sinerji olmadan, KURTULUŞUN mümkün olamayacağı.
Çünkü insan genetiğinden gelen arızalarla çabuk bozulabiliyor ve güç eline geçtiğinde gözü hiçbirşey göremeyerek insanlık mertebesinden uzaklaşabiliyor.
Benim spirütel arayışlarımın temel nedeni de bu...
Hırsımızın, ego denen ilkel varlığımızın ötesine geçerek dünyayı, evreni güzelleştirmek için tekamül etmiş "gerçek insan" arayışlarım devam edecek...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder