27 Nisan 2013 Cumartesi

"DEĞİŞİMİN KENDİSİ OLMAK"

"DÜNYADA GÖRMEK İSTEDİĞİMİZ DEĞİŞİMİN KENDİSİ OLMALIYIZ." GANDHİ
İnsanın anlam arayışı ergenlikle başlar, ergenlikle biter, sanırdım. Orta yaşı çoktan devirdiğim şu günlerde; anlam arayışlarım, bulgularımla daha da zenginleşirken, dünyayı değiştirme isteğim ise; başarısızlıklarımla dolu bir serüven olarak; beni yılgınlıklara, hayal kırıklıklarına sürüklerken, kontrolümü kaybettiğim öfke patlamaları ile dipsiz bir kuyunun içine düşerken buluyorum kendimi. 
Çünkü, içinde var olduğum dünya düzeni, sosyal ilişkiler, hırslar, kötülükler karşısında kendimi aciz hissetmekten nefret ediyorum. Gençliğimde, örgütlü olarak değişim için başkaldırmanın neden sonuç getirmediğini anlasam da, değişmesi gerektiğine inandığım şeyler hala varken, kaderime razı olup, sonuçlarına katlanmakta zorlanıyorum.
Birşeyleri değiştirmek için insan ilişkilerinin önemli ve gerekli olduğunu bilmek; Bir an önce sosyal ilişkiler ağından kopup saklanma isteğinizle öylesine çelişiyor ki, bazen birbirine zıt iki ayrı insan olup çıkıyorsunuz. Değişim isteğiniz, Yalnız kalma isteğinizi lüks bir harcama gibi kapana kıstırmaya çalışırken, yalnızlığın getireceği huzura doğru koşmak için yanıp tutuşuyorsunuz. 
YALNIZ YAŞAMAYI SEÇTİĞİNİZDE, SEVİLME İSTEĞİYLE YAKINLIK KURMA İHTİYACINIZ DA KALMIYOR. 
Yakınlık kurma ihtiyacınız kalmayınca, istediğiniz kadar huysuz ve nobran olma hakkınız da elinizde oluyor haliyle. "İster sev, ister sevme"  modunda olmak sizi "gereksiz" yakınlaşmalardan, kaybedeceğiniz "garanti" dostlardan, hayal kırıklıklarından koruyor.Kazanmak yok, kaybetmek yok..." No woman, no cry"  no human no cry...
'Kabuğuma Çekilerek, sonunda kimseye bulaşmadan sakin, dingin bir yaşamı sürdürmeyi başarabilirdim artık. Müzik dinle, kitap oku, yürüyüş yap, yüz, sevdiğin, dostluk aşamalarını çoktan geçmiş garanti dostlarınla konuş... insan başka ne ister ki hayattan...'
derken.....
SUSARAK, GÖRMEZDEN GELEREK, VAR OLANA, SUNULANA RAZI OLARAK, GÜCE BOYUN EĞEREK, YAŞAMANIN KİŞİLİĞİMİ YOK ETMEKLE EŞ ANLAMLI DURDUĞUNU FARK ETTİM.
"Horoz ölür, gözü çöplükte kalır" misali, son nefesimi verirken bile; olmasını hayal ettiğim bir dünyayı arzulamaktan vazgeçmeyecektim.
BAŞKALARINI DEĞİŞTİRMEK İSTİYORSAN, ÖNCE KENDİN DEĞİŞMELİSİN...
AMA NASIL?
"Bir kitap okudum, hayatım değişti." demeyi çok isterdim... ( bundan da emin değilim ya, neyse) Bugünlerde okuduğum bir kitabı, "gençken okusaydım, hayatımı nasıl etkilerdi?" sorusuyla rafa kaldırmadan önce; kendini kader mahkumu olarak gören, kimseye hayır diyemeyen, kendine acıyan ve insanları değiştiremeyeceğini kabul eden ama kötü olmayı ret eden bir gencin bir karşılaşma ile hayatının nasıl değiştiğini, mucizenin nasıl gerçekleştiğini anlamaya çalışıyorum...
"Tanrı Daima Tedbil-i kıyafet Gezer" Laurent Gounelle Çok kolay okunan kitabında, hayatta kalmaya dair "olağanüstü " tüyolar veriyor.
" ...düşmanının evrenine yargılamadan girererek, onun yerine, hislerine ve düşünce tarzına geçerek, belki de daha önce asla yaşamadığı kadar ender bir insan ilişkisi kalitesini yaratmayı başarırsan, bu ilişkiyi koruma arzusunu içinde öylesine hissedecektir ki, onun yanında yavaş yavaş kendine dönmen, kendi değerlerini doğal olarak ifade etmen, onun bunlarla ilgilenmesine yetecektir.Onun değişmesini istemek ya da ona ahlak dersi vermek zorunda kalmayacaksın. Neden olduğun ilişki sayesinde kendin olman yeterli olacak. Sana,senin farklılığına açılma, senin değerlerini keşfetme ve sonuçta biraz etkilenmeye, tutumunu değiştirmeye, değişmeye yönelme arzusunu ona bilinçsizce vermiş olursun."
"Dünyada görmek istediğimiz değişimin ta kendisi olmalıyız."
Kitap, İş dünyasının kirli oyunlarını anlatırken, başka bir yol olduğunu da gösteriyor okuyucuya. Bu yüzden çok daha değerli.
NE İSTİYORUM?
-İnsanın, insana; insanın hayvana; insanın doğaya; insanın kendine saygı duyduğu bir toplumda yaşamak,
-Bir insanın bir diğerini ötekileştirmediği, farklılıkları kabul ettiği, ibadetini yapanın içki içene, içki içenin ibadeti olana karışmadığı, saygı gösterdiği, herkesin özel hayatının kendine ait olduğu, özel hayatı yargılamanın ayıp görüldüğü, 
- her türlü şiddetin dışlandığı,
- Yaşamın kar elde etmekten önemli olduğu,
- Yaşlıların, engellilerin ve çocukların korunduğu,
- Gençlerin sevdikleri işlerde üretken oldukları,
-Hayvanların yaşam hakkına saygı gösterildiği,
Böyle bir toplumda yaşamadığım için içimde biriken öfke ile içime kapanmak yerine,değişimin kendisi olabilir miyim?
NASIL?
Umut var mı? Olmalı... Çünkü hala öğreniyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder