5 Mayıs 2013 Pazar

YÜKSEK SESLE SAYIKLARKEN VAROLUŞUMLA HESAPLAŞIYORUM.

Bana ait olmadığı halde benimmiş gibi oldu o sözcükler ;
"KAÇACAK YER YOK !" Ölümden başka ... 
Belleğimi taşımaya başladığım günden beri taşıdığım "GİTMEK, yalnızca gitmek " duygusuyla yaşamanın nasıl birşey olduğunu anlatamadıkça kendiliğinden dökülen kelimelere sığınıyorum. Neden anlatmak, neden yüksek sesle? Sesimi duyurmak mı hevesim, kendi sesimi görmek mi? Bu durumum bana okuduğum bir masalı hatırlatıyor. Kırk gün kırk gece sabır taşı ile konuşan ve sabır taşını çatlatmayı başaran prensesin masalını...
Bulunmak, keşfedilmek masalımı tükettiğimi bilerek; sırf içimde kalmasın diye, suya yazı yazar gibi, iddiasız ama ben gibi, kaybolmadan önce evrenden, var olmaya çalışıyorum belki, bilmeden...

Tüm sayıklamalarıma, söylenmelerime rağmen, gidemeyişim; gitmenin önüne hep amalar, bahaneler üretişimin bilinçaltımda ki öyküsü "nasıl olsa gideceğiz" gibi görünüyor...
ASLINDA GİDİYORUM İŞTE
Yollar benden uzaklaştıkça
kaçma isteğim
mazotu bitmiş kamyon gibi
fokurduyor içimde,
inip şoför koltuğundan
vargücümle itesim var
ama ayaklarım taşımıyor bedenimi
oysa artık heybede alasım yok yanıma
ellerim cebimde
ıslık çalarak da gidebilirim
bulunduğum yerden
herhangi bir yere
neresi olduğu
kim olduğum da önemli değil
yeter ki ayaklarım kesilsin yerçekiminden
bu ağırlık var ya bu ağırlık
korkularımla genişleyen
ve beni kuşatan
bu ağırlık var ya bu ağırlık
geçecek gibi değil ki bugünden
çıplak ayaklarım toprağa hasret
çayır, çimen içinde
vahşi doğadan daha vahşi
bir beni adem olarak
kendi türümle yaşamak
zorunda mıyımlarla
korkak bir teslimiyet içinde,
kendi isyanımla
uzaklaşmaktayım herkesten
kalabalıklarda boğuluyorum yine
anlamsız sözcükler içinde
susmak ve susamamak arası
öfke içinde
İçimdeki barışı koruma telaşıyla
kaçabileceğim bir yer arıyorum.
Kaptan!
Onca deniz, onca kara dolaştın
bulduysan o karayı saklama benden
kimselere söylemem
nereden ve nezaman kalkacağını
geminin
kulağıma fısılda yerini ki
bileyim
belleğimi de bırakıp gelmeye
hazır olduğum zaman...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder