"insanların "İYİ İNSAN" olmasına yetmemesi;Kendilerini "Müslüman" olarak tanımlayanlarda;CEHENNEM ALGISININ, Tıpkı,ateistler ve agnostikler gibi,(bilinçaltlarında)"İSPATLANMAMIŞ ÖTEKİ DÜNYA" olarak kalması ile açıklanabilir. Kilise de ise durum daha da vahim; Papaza itiraf ediyorsun, Tanrı adına seni kutsayıp, affediyor. Dünya üzerinde yaşanan tüm olumsuzlukları, haksızlıkları İLAHİ ADALETE,bilmediğimiz bir dünyaya havale ederken; ADALET'in yaşadığımız dünyada kısmen de olsa kurulmasına ihtiyacımız var.
"NE EKERSEN ONU BİÇERSİN"
Annem, elinde sineksilici ile " Allah günah yazmasın" diyerek,kara sinekleri bir bir temizlerken, Ona "Dünyaya kara sinek olarak geleceksin, Anne" diye takılıyorum. O dehşetle yüzüme bakarken, bunun doğru olmasını - anneme rağmen- içtenlikle istiyorum. Benim dünyamda ADALET ancak bu şekilde, eşit birebir uygulama ile sağlanabilir.
Yaşamımda huzuru yakalamaya çalışırken, insanların birbirini sevmesini öğütleyen öğretilere yüreğimi açmanın ne mahsuru var:"Birbirimizle karşılaşmak, tanışmak, sevmek ve paylaşmak için bir anlık durmuşuzdur.Bu değerli, fakat geçici bir andır. Sonsuzlukta açılmış bir parantezdir. Eğer şefkatle, iç huzuruyla ve sevgiyle paylaşırsak, birbirimiz için zenginlik ve mutluluğu yaratırız. Ve böylece anın değeri olur." diyen bir öğreti ile inanan da inanmayan da tanıştığında yaşamlarımızın güzelleşeceğine inanmak istiyorum.
Eğer Camiye ya da kiliseye giderken, yanındakilerle bir sinerji yaratamıyorsan, nefretini, kavgalarını, hırslarını bir anlık bile olsa dışarıda bırakamıyorsan, cümlelerini başka dinleri, başka milletleri aşağılayarak kuruyorsan; ORADA YARATTIĞIN KİRLİLİKTEN BAŞKA BİRŞEY DEĞİLDİR.Yaşamlarımızı başkalarını yargılayarak kurmak yerine, kendi inançlarımızı hakkıyla yaşamak ve örnek olmak daha anlamlı geliyor bana.
| Her insanın koşulsuz bu huzuru yaşamasıyla sonsuz huzuru yakalayabiliriz. |
EZCÜMLE; Huzur arayışı için başladığım bu yazıya, huzurumu kaçıran şu sözcüklerle başladığımı belirtmeliyim;
"Savaşla ilgilenmiyor olabilirsiniz ama o sizinle ilgileniyor" Lev Troçki.
Bach'ın dingin müziğiyle huzurlu bir sabahın içinde demli çayımı yudumlarken; dış dünyadan gelen -iyi, kötü- herşey beni oraya bağlıyor.
![]() |
| Dünya'nın herhangi bir yerinde bu vahşetin yaşandığını bilerek; "İyi ki bizim başımıza gelmedi, çok şükür" diyerek geçiştirebilir miyiz? |
![]() |
| Ya da bu tablo karşısında sadece dua etmek, meditasyon yapmak; bu vahşetin son bulmasına yeter mi? |
GEL DE HUZURU BUL ŞİMDİ! :((
İyi insanları çoğaltarak; kendimizden başkalarına yardım etmenin huzur verdiğini anlatarak bu vahşeti birgün durdurabilir miyiz?
İçimdeki ses diyor ki ; Önce, haykır, o insanların, eziyet edilen tüm canlıların sesi ol, sesine başka sesler katılsın, çoğal ve güçlen ki bu vahşetlere engel olabilmek için örgütlenebilesin. Sonra, iyi insan olmak için herkesin katılmak isteyeceği bir çekim alanı yaratılıyorsa bunun içinde yer al.
Sokakları tek tek dolaşıp, çöplerden toplasam bu insanları,Gitsem Afrika'ya, açları kucaklasam ve "SALT MÜMKÜNLÜK KURALI" ile istediğiniz herşey bundan sonra sizin olacak, diye müjde versem... Günde sekiz saatten fazla çalışan ve emeğinin karşılığını alamayan, evine ekmek götüremeyen emekçilere desem ki;"ASGARİ ÇABA KURALI" ile daha az çalışıp, daha çok başarı elde edebilirsiniz."
Şaka gibi... Göle maya tutar mı? YA TUTARSA?...



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder