2 Ekim 2013 Çarşamba

BU ÖZLEM HİÇ BİTMEYECEK...

THOMAS MORE'UN( 1500'Lİ YILLARDAN) ÜTOPYASINDAN GURULARIN ( 2000'Lİ YILLARDA YÜKSELEN) SEVGİ ENERJİSİNE...
İnsanlık tarihi, bu ütopyaya ulaşmak için çok sancılı süreçlerden geçti ve hala daha geçmekte. İnsanın mayasından öylesine umut kesilmiş ki, adına Ütopya ( yok ülkesi) adı verilmiş. Çocukluğumdan beri hayalini kurduğum ülke bu. Beni sol düşünceyle buluşturan, humanizmi baş tacı ettiren, sınıfsız topluma ulaşmak için diktatörlük şart öğretileriyle, bir parça hayal kırıklığı yaratsa da; özlemimi asla unutturmayan o ülke... YOK ÜLKESİ...
"Ütopia eskiden ada değilmiş. Burayı akıllı ve erdemli Kral Utopus kurmuştur. Bu adada biri diğerinden 24 mil uzakta olan 54 tane güzel kent vardır. Başkent, adanın tam ortasında bulunan Amaraute'dir. Amaraute herkesin rahatça ulaşacağı temiz ve düzenli bir kenttir. Ütopia'da evler taş ve tuğladan üç katlı olarak yapılmıştır. Her evin büyük bahçeleri vardır. Bu bahçelerde çeşit çeşit ağaçlar, yararlı bitkiler ve çiçekler vardır. Bahçeler ve evler arasında duvarlar yoktur. Kapıların kilidi de yoktur. Hiç kimsenin özel bir malı yoktur. Ne varsa herkesin malı olduğu için isteyen başkasının evine, bahçelerine girebilir. Ayrıca her on yılda bir kurayla evler değiştirilir. Başka eve taşınırlar. (Urgan,2000,47,48).(http://www.insanokur.org/?p=153 Sitesinde Ütopya çok güzel özetlenmiş.)
ENERJİ, SEVGİ, KUANTUM VS. VS.... İNSANIN MÜCADELE ETMEDEN POZİTİF ENERJİ İLE ÖZLEMLERİNE KAVUŞABİLECEĞİ HAYALLERİNİN PEŞİNE TAKILMASI ...











 Sınıf savaşları, toplumsal çelişkiler kanlı ve sorunlu olmaya devam ettikçe, güç kaybeden ve belki de kaybedecek çok az da olsa birşeyleri olan insanların "kavga etmeden nasıl kazanırız?"pasif arayışlarının bir ürünü olarak ortaya çıkan öğretiler mi demeliyim, bilmiyorum?
Elimde "Hayatınızla ne yapmak istiyorsunuz?- isimli kitabında Krishnamurti çelişkilerle dolu öğretisinde SEVGİ'ye vurgu yapıyor:
"Sadece gerçeği arayan insan yeni bir toplum yaratabilir; sadece seven bir insan dünyada dönüşüm oluşturabilir.

Eğer kendi geçim şeklinizde bu yıkım sürecini net olarak görür, bunun kendi uğraşınızın sonucu olduğunu anlarsanız, o zaman elbette para kazanmanın doğru aracını bulacaksınız. Ama önce toplumu olduğu gibi görmelisiniz; parçalanmış,yozlaşmış toplumu. Bunu çok açıkça gördüğünüzde geçiminizi temin etmenin yolları da beraberinde gelecektir. Ama önce resmi görmelisiniz. Ulusal bölünmeleriyle, gaddarlıklarıyla, hırsları, nefretleri ve denetimleriyle, dünyayı olduğu gibi görmelisiniz. ... Ama çoğumuzun sorunu, çok fazla sorumluluğumuzun olması; ... Ve şimdiki toplumda iş bulmak güç olduğundan her işi kabul ediyor ve böylece toplumun çarkları arasına düşüyoruz. Ama bir zorunluluğu olmayanlar, acil işe ihtiyacı olmayanlar ve bu nedenle resmin tümüne bakabilenler, işte asıl sorumlu onlardır. Ama görüyorsunuz ki acil bir iş bulma sıkıntısı olmayanlar da başka bir şeye yakalanmışlardır- kendi büyümeleriyle, rahatlarıyla, eğlenceleriyle... meşguldürler. Zamanları vardır ama çarçur ederler. Aslında bu zamanı olanlar toplumun değişiminden sorumludurlar.... Zamanı olanlar, boş zaman denilen şeye sahip olanlar gerçeği aramalılar, çünkü dünyaya devrim getirecek olanlar, midesi boş olanlar değil, onlardır. "
İlginç bir yaklaşım... " İnsanın asıl işi gerçeği keşfetmektir"... Neyin doğru olduğunun keşfinde sevgi vardır; insanın insanla ilişkisindeki bu sevgiyse farklı bir medeniyet, yeni bir dünya yaratacaktır..."
Çocukluk hayallerimin gerçekleşmesi için benimle aynı hayalleri kuran her öğretinin peşine takılmaya hazır ve tıpkı sazan balığı modunda yaşamaktayım bugünlerde... Yaşlandıkça çocukluk hayallerimin giderek uzaklaşması, ömrü hayatımda; dünya gözüyle YOK ÜLKEsinde yaşayamayacağımı bilmek beni hala acıtıyor. Krishnamurti'nin dediği gibi, acıdan ve kederden kaçmadan onunla yüzleşmeye çalışmak bana sadece hüzün veriyor. Ama hayallerimden vazgeçmeyi, Yok ülkesinde yaşama isteğimi bana hiçbirşey unutturamaz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder