30 Mart 2015 Pazartesi

ÜFLENEN YOĞURT OLMAK...

"Sütten ağzım yandı, yoğurtu üfleyerek yiyorum"

Hayatımızı böyle düşünerek ve gardımızı alarak yaşadığımız için, üflediğimiz insan mezarlığına çevirdiğimizi yaşlandığımızda anlarız.

"Ben bilirim, ben hata yapmam" ile başlayan gençliğimiz, olgunlaşma sürecine girmeye başlayınca " hayatta keşke dememek için hata da yapabilirim" sözünü telaffuz etmeye başlar.
Yaşımız, ( ya da yaşam tecrübemiz) ilerledikçe; ilişkide olduğumuz insanlarla konuştuğumuz, sohbet ettiğimiz dilde bile, sözcüklere yüklediğimiz anlamların farklı olduğunu fark ederiz. "Keşke" dememek için, herşeyi denediğimizi düşünürken, kendimizi, "keşke bunu daha önce anlasaydım" diye hayıflanırken buluruz. 

BANA, ONA, KENDİNE BİR ŞANS VER...
"7 sinde ne ise 70'inde de O" sözünün anlamını, bugün çok daha farklı yorumluyorum. Korkularla, tabularla, öğrenilmiş, öğretilmiş bilgilerle, henüz donanmamış çocukların hissederek yakaladığı duyguyu, ya da yaşam algısını; Güncel bilgi ve algı bombardımanından sıyrılınca; Şanslıysak eğer, tıpkı bir erken dönem Alzeimer hastası gibi hatırlamaya başlıyoruz.
Başka bir insan bana ikinci bir şans verdi mi, hatırlamıyorum maalesef. Başkalarının bana şans vermesini beklemediğim için, onlardan önce davranıp, kendime ve başka insanlara şans vermeyi tercih ettiğim için, böyle bir fırsatı ellerinden almış olabilirim.
BARIŞMAK ÇOK GÜZEL BİR DUYGU :)

Hergün 3 km.lik okul yolunu beraber yürüdüğümüz arkadaşımla kavga ederek, küsmüştük. Kavganın nedenini bile hatırlamıyorum ama ( mutlaka bir muzurluk yapmışımdır :)) bir ay, belki de daha fazla süren  küslük döneminin zor geçtiğini hatırlıyorum. Yine bir okul çıkışı O önde, ben arkada eve dönüyoruz. ( Küsüz ya, belli bir mesafeyi korumak gerek) O karşı kaldırıma geçerek, daha da uzaklaştı. Tabii ben de hızlandım, arkadan yavaşça yanına yaklaşıp, elimi uzattım. O da başını hafifçe çevirdi, barışmak için ayağına kadar geldiğim için hissettiği memnuniyet çocuk yüzüne yansımıştı. Gözlerindeki zafer kazanmış edasını görünce, içimin biraz ezildiğini hatırlıyorum. ( Çocuk ta olsam, Egom beni dürtmüş olmalı) O zamanlar adını bilmediğim Egoma h... tir çekip, gülümsedim sadece. O da elimi çözdü. 

Küstüğünüz arkadaşınıza elinizi uzatıyorsunuz, o da halkayı açınca barışıyorsunuz.
O arkadaşımla beraber büyüdük, çok kavga ettik, çok küstük, çok barıştık. Ama birbirimize şans verdik. Küstüğümüzde, dostken paylaştıklarımızı başkalarının diline düşürmediğimiz için, birbirimizin yüzüne utanmadan bakabildik. 

Sütten ağzım yandığı için yoğurdu üflememeyi o zamanlar öğrenmiş olmalıyım. Ve bugün hatırladığım için çok şanslıyım. 
Sosyal medya da hayal kırıklığı dolu mesajları gördükçe üzülüyorum. Bir de sütten ağzı yanan bir tek kendileri imiş gibi düşünmelerinden...
Yoğurt olsan, süt ağzını yaktı diye üflenmek ister miydin?  
Bazen süt olup, yakarız da farkında olmayız, bazen de yoğurdu üfler  soğutur, tadını kaçırırız hayatın...
Oysa hayat, hatalarımızın, sevdalarımızın, üzüntülerimizin, sevaplarımızın bir bütünüdür. Bir anlayabilsek... Yargılamaktan vazgeçebilsek...   


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder