2 Ekim 2012 Salı
EN ÇOK BİZİ SEVENLERE VE İNANANLARA İHANET EDERİZ.
Bir yılbaşı gecesi arkadaşlarla masa başında toplanmış sohbet ediyorduk. Biri ortaya "dürüstlük oyunu oynama" fikrini attı. Biri soru sorduğunda soruyla muhatap olan kişi doğru cevabı verecekti. Sorular önceden hazırlanmış olmadığı için, oyun riskliydi. Sıra bana geldiğinde; "- hayatında hiç kötülük yaptın mı?" sorusu geldi. Neyse ki kolay soru gelmişti. Şöyle bir hafızamı yokladım; bilerek, isteyerek kimseye kötülük yapmamıştım. Tam "hayır" demeye hazırlanıyordum ki, hafızamın çok uzak yerinden bir anım gözlerimin önüne düştü. O güne kadar, unutup gitmiştim. Derin bir soluk alıp anlatmaya başladım; "8-9 yaşlarında çocukluk arkadaşlarımla beraber otları toplayıp, oyuncak tencerede pişirdik. Sıra tadına bakmaya gelince, otların zehirli olabileceğini düşünerek içimizden birini kurban seçtik. İşte O kurban, sözümden çıkmayan kız arkadaşımdı... 2-3 dakika bekledikten sonra Ona birşey olmadığını görünce kalan ot yemeğini aramızda paylaştık." Masadaki arkadaşlardan biri itiraz etti " bu kadarcık mı?" Ona göre çocukken yapılmış olan bu olay ne anlatılmaya değerdi, ne de büyütmeye. Bana göre ise; çocuk da olsam, hala işlediğim en büyük suçtu. Bize inanan ve güvenen bir insanı ne şekilde olursa olsun kullanmaktan daha büyük bir kötülük yoktur.Çevremizde yaralı insanlara baktığımızda, onların sevdikleri ve güvendikleri insanlar tarafından yaralandığını görürüz. Kurbanlarımızı en yakınımızdan seçeriz. Bir gün kurban olduğumuzda da "katilimiz" en çok güvendiğimizdir.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder