24 Ocak 2013 Perşembe

KEŞKE !

Hafta sonunu evimden, kedilerimden uzakta; artık başa çıkamadığım için neredeyse apar topar kaçtığım şehirde geçirdim. Uzun bir aradan sonra; benim gibi orta yaşı geçmiş yüzlerce aktivistin arasında olmak, yıllardır görmediğin insanlarla karşılaşmak- iki sıcak kelime ve hoşçakal- bütün hayatımı gözlerimin önüne getiren yüzlerce anektod...Kazandıklarımdan çok kaybettiklerim... Yağmur altında sığınacak yer arayan şaşkın ihtiyar bir kedi gibi dolanarak... Bir dönem yüreğinde kocaman yer işgal ettikten sonra " görüşürüz" yalanlarıyla kalabalığa karışanların ardından bakmak... Özlenmemek... En çok sevdiklerimizden uzaklaşırken bunun nedeninin kendin olduğunu bilmek... " kabahatin çoğu sende/ demeye dilim varmıyor ama..." kabahatin çoğu bende... 
Dostlukların da bir sınırı olduğunu, sevginin karşındakini özgür bırakmak olduğunu, eğer düşeceksen yere çakılmayı göze alman gerektiğini..... vs. vs... 
Bana bunu kedim KATU öğretti... Ona birşey olmasın diye eve kapatmama, sürekli kucağıma alıp sevmeme itiraz etti.Dışarı çıktı, çatılara tırmandı, çağırdığımda koşa, koşa gelmedi ama dışarıda yaşamak istediği herşeyi yaşayıp, doygunluğa ulaştıktan sonra geldi ve kucağıma atlayarak sevgisini gösterdi. Ve bu durum hep tekrarlandı. Birgün sokaklardan dönemeyeceğini kabul etmeye çalışırken, Katu'nun kendi hayatını yaşadığını bilmek korkularıma galip geliyor... Gençliğimde hep "keşkesiz" bir hayatı yeğlediğimi savunurken, şimdi anlıyorum ki "keşke" bugün yaşamak istediğim herşeyi yaşadım, demek değilmiş. Asıl "keşke" "Ben gençken de bunları biliyor olsaydım" mış...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder